Rize

Yeşil Cennet Rize

Rize yeşilin maviye, mavinin yeşile hasret olmadığı memleket. Bin bir renkteki ormanları, masmavi denizi, dik yamaçlı vadileri, coşkun akan dereleri, yemyeşil yaylaları, renkli insanları, tarihi köprü ve kaleleriyle eşsiz bir şehrimiz… Çay ile özdeşleşmiş olan bu kent, günümüzde yayla turizmi ile ön plana çıkmış durumda. Hadi gelin biraz bu güzel memleketi gezelim.

Çayeli

Rize geçmişte bir tekstil kenti ve ticaret merkeziymiş. Evliya Çelebi 1640 yılında ziyaret ettiğinde; “Trabzon’a bağlı, deniz kıyısında, bahçeli, güzel bir yer” diye anlatmış. Cumhuriyetin ilanından sonra kısa süreliğine Artvin ile birleştirilerek Çoruh vilayeti olmuş. 1924 yılında da il ilan edilmiş. Aynı yıl şehri ziyaret eden Atatürk, şehrin ileri gelenlerinden Mehmet Mataracı’nın evinde kalmış.

Rize merkezde görülecek çok şey yok. Ama mutlaka turlamak isterseniz iki müze aklınızda bulunsun. Biri Atatürk’ün kaldığı Mataracı Konağı. Aile tarafından müzeye dönüştürülmesi için Ata’nın 100. doğum yılında il özel idaresine bağışlanmış. Atatürk Müze Evi olarak ziyarete açık. Rize Müzesi’nde ise hem kent kültürünü yansıtan öğeleri hem de arkeolojik buluntuları görebilirsiniz. Binası da yöresel mimarinin en güzel örneklerinden; diğer adıyla Sarı Ev olarak biliniyor. İçinde kent kültürünü yansıtan öğeler ile arkeolojik buluntular birlikte sergileniyor.

Kaçkar Dağları Milli Parkı

Kaçkar Dağları Artvin ve Erzurum il sınırlarının içine girse de büyük bir bölümü Rize’de. Buzul gölleri, buzul vadileri, yaylaları ve zirveleriyle Kaçkarlar benzersiz rotalar sunuyor tüm ziyaretçilerine. Kaçkar Dağları Milli Parkı ise Rize’nin  Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde. İlçeye gittiğinizde 16 km yol alarak milli parka ulaşabiliyorsunuz. Batısında Fırtına Deresi, doğusunda Hemşin Deresi var. Türkiye’de orman gülünün 3000 metrede yetiştiği tek yer de burası. Ayrıca Buzul Çağı’na ait izlerin görüldüğü ender yerler arasında. Buzul gölleri, buzul vadileri ve set gölleri Kaçkar Dağı’nın sakladığı doğa hazineleri… Dağın kuzey yüzünde ise Türkiye’nin en büyük 3. buzulu var.

Fırtına Deresi

Yayla Rotaları

Son yılalrda artan Doğu Karadeniz yaylaları turlarında destinasyonların yarısından fazlası Rize sınırlarında. Çünkü; Rize’de gezilecek o kadar çok yayla var ki, hangisinden başlamak gerektiğine bile karar vermek zor. Ancak hangi yaylaya gitmek isterseniz isteyin öncelikle Çamlıhemşin’e gelmeniz gerekiyor. Diğer ilçelerden de ulaşabilirsiniz elbet ama ana ulaşım noktasının burası olduğunu söyleyebiliriz. Çamlıhemşin’e geldiğinizde rotanızı 2 yönde oluşturabilirsiniz. Birine Zilkale tarafı diğerine Ayder tarafı diyebiliriz. Öncelikle uyarımı yapayım, bu rota için arazi tipi bir araç yada altı yüksek bir aracınızın olması şart. Çünkü yayla yolları tamamen stabilize ve yollar aşırı virajlı. Normal tip araçla bu rotayı tamamlamanız mümkün değil.

Sal Yaylası

Çamlıhemşin’den Zilkale tarafına döndüğünüzde ilk büyük rotaya girmiş oluyorsunuz.  Önce Şenyuva Köyü, ardından da Zilkale size karşılayacak. Ardından Fırtına deresinin olağanüstü görüntüsü eşliğinde Çat köyüne ulaşacaksınız. Burada hem pansiyon hem de lokanta olarak işletilen bir mekan var. Sonrasında Karadeniz’in yeşil bitki örtüsünü yavaş yavaş geride bırakmaya başlayacaksınız.

Marbudam Yaylası

Dereler kayaların arasından daha güçlü akacak ve yüksek dağların zirveleri ortaya çıkmaya başlayacak. Çat köyünden sonra yol ikiye ayrılır. Biri Elevit ve Trovit yaylalarına diğeri de Verçenik yaylasına gider.  Önceliğinizi Verçenik yaylasına verebilirsiniz. Yol boyunca ilerlerken uzaklarda 3907 metre yüksekliği olan Verçenik Zirvesini göreceksiniz. Yaylaya çıkana kadar bu manzara size takip edecek. Yaylada tesis yok, ancak kamp atabilir, Tatos Gölleri, Kapılı Göller ve Buzlu Göller’e yürüyüş yapabilirsiniz. Buradaki göller Kaçkar Dağları Milli parkının en güzelleri.

Trovit Geçidi

Eğer yaylada konaklamayacaksanız geri dönerek Elevit yaylası yoluna devam edebilirsiniz. Yayklaşık 1 saat sonra yaylaya varacaksınız. Burada pansiyonlar ve restoran-café gibi işeltmeler mevcut. Daha da ileri devam etmek isterseniz bir sonraki yayla Gito. Bu yaylada da pansiyonlar var ancak restoran tarzı işletme yok. Çamlıhemşin yoluna geri dönerken girebileceğiniz ikinci rota Palovit ve Amlakit yayları rotası olacak. Bu rotanın bir noktasından ayrılan yol size Pokut, Sal ve Hazindak yaylalarına çıkaracaktır. Bence Doğu Karadeniz dağlarının en güzel yaylalarından biri Pokut, dumanlı havalarda size muhteşem manzaralar sunacaktır.

Pokut Yaylası

Çamlıhemşin’den Ayder tarafına döndüğünüzde size tertemiz otoban kıvamında bir yol karşılıyor. Yaklaşık 20km sonra Ayder yaylasına ulaşacaksınız. Her ne kadar yaylalıktan çıkarak bir kasaba görünümüne bürünmüşse de Ayder yine de bu rotanın en önemli noktası.

Ayder Yaylası

Bu rotada dört ana vadi bulunuyor. Birincisi Aşağı ve Yukarı Kavrun yaylalarının bulunduğu Kavrun Vadisi. Yukarı Kavrun’a kadar araçla çıkmak mümkün. Urada kamp atabileceğiniz gibi pansiyon seçenekleri de mevcut. Burayı çıkış noktası alarak Dağın kuzeyindeki buzullara yürümeniz mümkün. İkinci vadi; Çeymakçur. Aşağı ve Yukarı Çeymakçur yaylalarına kadar araçla ulaşım var, buradan itibaren yaklaşık 2 saatlik yürüyüşle bu rotadaki en güzel gölelrden biri olan Çeymakçur Gölüne ulaşabilirsiniz. Üçüncü vadi; Palakçur. Dördüncü vadi ise; Avusor. Bu vadiye giden yoldan sola doğru ayrılan güzergah ise Altıparmak dağlarının ve Kaçkar dağlarınıne n güzel manzaralarının izlendiği Huser Yaylasına gider. Sırt boyunca yapacağınız birkaç saatlik yürüyüşle inanılmaz manzaralar görebilirsiniz.

Ayder Yaylası

Şelaleler;

Dorukları 3000 metrenin üzerinde olan Kaçkarlar, her daim bembeyaz karlı yamaçlarıyla yörenin aynı zamanda su kaynağı. Baharla birlikte erimeye başlayan karlar sayısız göl ve dereyi besliyor. İşte bu derelerin üzerinde oluşan ve güzellikte birbiri ile yarışan bir sürü şelale size Rize’nin sunduğu güzelliklerden biri. Bunlardan bazılarını sıralayalım:

  • Gelintülü Şelalesi: Ayder yaylasından devam ettiğinizde hemen karşınıza çıkacak. Berrak bir havada yukarıdaki yeşil yamaçları aşarak ince beyaz bir duvak gibi yüzlerce metreden süzülen şelale son kademesinde 23 metredeki kayalardan kendini boşluğa bırakıyor.
Gelintülü Şelalesi
  • Bulut Şelalesi: Ayder yaylasına 5km mesafedeki Kaplıca köyü Tolikçu mahallesinden 3 km’lik patikayla ulaşılıyor. Tar deresi üzerindeki şalalenin altına gelindiğinde neden bu ismi aldığını anlıyorsunuz. Yaklaşık 280 metre yükseklikten 3 kademe halinde düşen şelalenin tamamını görmek neredeyse imkansız. Sis olmadığında ile bulutlarla yarışıyor gibi bir görüntüsü var.
Bulut Şelalesi
  • Palovit Şelalesi: Karadeniz’in debisi en yüksek şelalesi ünvanına sahip. Gür bir orman içindeki bu ünlü şelale dere yatağına doğru, yaklaşık 15m yüksekten dökülüyor. Şelale, kayalık mevkideki yüksek noktadan izlenebildiği gibi, dere yatağına inen bir de merdiven mevcut.
Palovit Şelalesi
  • Ağaran Şelalesi: Çayeli ilçesine 12km mesafedeki şelaleye giden yolun son kilometreleri çay tarlalarının arasından geçiyor. Çok uzaklardan bile görünen şelale yüksek ve sarp bir kayadan etrafa bembeyaz köpükler saçarak düşmesinden dolayı bu isimle anılıyor.
Ağaran Şelalesi

Taş Köprüler;

Rize’de sıkça taş köprü göreceksiniz. Coğrafi yapının getirdiği yaşam koşullarının mecburi yansıması. Fakat bu mecburiyet günümüzde turizm öğesine ve fotoğrafların ana objesine dönüşmüş durumda. Yapım tarihleri kesin olarak bilinmese de bulundukları vadiye göre aldıkları şekiller ve yükseklikleri ile farklılaşıyorlar. 2-3 metre yükseklikten 10-15 metre yüksekliğe kadar ulaşanları var. Mikron, Ortan, Şenyuva, Çağlayan, Levent, Kızıltoprak, Çat köprülerden birkaçı… Özellikle doğayla bütünleşen ve yeşili adeta elbise gibi giyen köprüler  doğaya insan eli değdiğinde sonucun ne kadar güzel olabileceğinin kanıtı gibi… İnsan, “keşke her zaman bu kadar ahenk içinde olsa” diye düşünmeden edemiyor.

Fırtına Deresi

Diğer Gezilecek Yerler:

Zilkale;

Fırtına deresinin batı yamaçları üzerinde kurulmuş, tam olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte 13 yy’da Trabzon İmparatorluğu tarafından kullanıldığı biliniyor. Bu kale denizden 750 metre, Fırtına deresi yatağından ise 100 metre yüksekte bulunuyor. Bu kadar yüksekte ve bu heybette bir yapıyı nasıl inşa etmişler açıkçası anlayamadım ve hayret ettim. Gerçekten çok büyüleyici bir manzarası var.

Zilkale

Pazar Kız Kalesi;

Pazar ilçesinde küçük bir yarımada şeklinde kayalıklar üzerinde bulunan bu kalenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Bununla beraber, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında kullanıldığı biliniyor. Rize yönünde giderken hemen deniz kenarında göreceksiniz.

Kız Kalesi

Haremtepe Köyü (Çeçeva);

Haremtepe veya diğer adıyla Çeçeva, Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı bir köydür. Medyada gördüğünüz çay bahçesi reklamların büyük bir kısmı bu köyde çekilmektedir. BUrada çay tarlasına girip minik bir çay toplama tecrübesi yaşayabilirsiniz.

Çeçeva

1900’lü yılların başındaki ekonomik sıkıntılar sebebiyle Çamlıhemşinliler yakın olması sebebiyle Rusya ve Gürcistan’a çalışmaya gittiler. Burada daha çok fırıncılık ve pastacılık yapan bu gurbetçiler bu işi meslek edindiler ve geri döndüklerinde 15 yıldan fazla yaşadıkları ve alıştıkları Rusya’daki gibi çok odalı büyük konaklar inşa ettirmişler. Konakların çoğu bugün terk edilmiş durumda olsa da gidip gezmenizi tavsiye ederim.

Ortan Köyü Konakları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir