Bodrum’un güzel komşusu Kos

Oniki adalar olarak bildiğimiz Ege denizindeki adalar topluluğu adını 12 tane adadan değil aslında yönetim şekli olan 12’li meclisten almıştır. Toplamda 20’den fazla ada ve adacıktan oluşan bir topluluktur. Biz Türkler için en bilinenleri ise Rodos ve Kos’tur. Rodos gezimizin notlarını daha önce paylaşmıştım, şimdi sıra Kos adası gezi notlarımızı paylaşmaya geldi.
 
 

Kos Marina

 
  

Kos Adasına Ulaşım

 
Kos adasında bir havalimanı var ancak Türkiye’den direk uçuş bulunmuyor. Bu adaya en kolay ulaşım denizyolu. Bodrum’dan tüm yaz sezonu boyunca düzenli seferler mevcut. Hem Bodrum merkez hem de Turgutliman’dan kalkan motorlar ile geçebilirsiniz. Detaylar için Bodrum Feribot işletmeleri iletişm kurmanızda fayda var. Bunun dışında Bodrum’dan tekne kiralayarak kendiniz de direk geçebilirsiniz.
 
 

Kos Limanı – Karşıda görünen kara parçası Bodrum

 
 
Biz Symi adası üzerinden feribotla geçtik Kos adasına. Kos adası oniki adalar arasında ulaşım için ana merkezlerden biri sayılıyor. Buradan diğer tüm adalara geçiş yapabileceğiniz feribotlar ve tekneler mevcut.
 
 

Kos Adası Konaklama

 
Kos adasında sınırsız konaklama seçenneği mevcut, yüksek sezonda otel fiyatları yüksek olsada otel, pansiyon yada kiralık ev gibi pek çok seçeneğiniz olacağından uygun bir konaklama seçeneği bulacağınıza eminim. Bu aşama lokasyon seçimine dikkat etmeniz yeterlidr. Eğer ada içerisinde bir araç kiralamayı planlıyorsanız adanız her tarafında konaklayabilirsiniz hiç sıkıntı olmaz. Ancak herhangi bir araç kullanmayacaksanız ada merkezinde konaklamanız her açıdan daha uygun olacaktır, bilginize. Biz ada merkezindeki Thomas Otel‘de konakladık. Heryere yürüme yürüme mesafesi uzaklıkta olan bu otelde kahvaltı dahil kişibaşı 20EUR ödedik son derece de memnun kaldık.
 
Merkezde konakladığımız halde ada içinde ulaşımımızı da scooter kiralayarak sağladık. Günlük 18-25 EUR arası scooter kiralamanız mümkün, motor ehliyetinizin olmasını istiyorlar, bilginize.
 
 

 
 

Kos Adası

 
İstanköy olarak da bildiğimiz Kos Adası, bir tek kasaba içerisinde Yunan, Roma, Haçlı ve Osmanlı kalıntıları ve sadece bir tekne seyahati uzaklıktaki adalar ağıyla Bodrum’un en güzel komşusudur.
 
Antik dönemlerden beri insan yerleşimine açık olan Kos, korunaklı limanlar ve verimli ovalarıyla ada sakinlerini hem korumuş hem de beslemiş. Kos adası Rodos ile kıyaslandığında boyut larak daha küçük, ancak doğal güzellikler açısından kıyaslandığında bir tık daha güzeli. Rodos gibi kurak olamayan Kos yemyeşil bir ada. Adayı ziyaret ederseniz yemyeşil çam ormanları içinizi açacaktır.
 
 
 

 
 
Bodrum’dan sadece 1 saatlik mesafede olduğu için hem günübirlik hem de konaklamalı çok sayıda Türk turist var. Ancak en çok turist yoğunluğunu Hollanda’lılar oluşturuyor diyebiliriz, öyle ki Kos sokaklarında kendinizi Amsterdam’da yürüyor zannedebilirisiniz; Hollanda’lı gençler, bisiklet yolları, bisiklet parkları…
 
Adanın merkezinin bulunduğu batı yakası büyülüyeci bir yer. 1933 yılında gerçekleşen deprem sonucu kasabanın merkezinde antik kalıntılar gün yüzüne çıkmaya başlamış, İtalyan arkeologların yaptığı kazılar sonucu da Agora ve Roma yolları bulunmuş. Zaten ada merkezindeki Kos kalesi tüm heybetiyle ayakta, sonradan bulunan bu antik kalıntılar da tam anlamıyla bir arkeolojik merkez haline gelmiş.
 
 

St. Jean Şövalyeleri Kalesi

 
Kos kasabası, Kudüs’ün düşmesinden sonar St.Jean şövalyelerinin kalesi olmuş. Şövalyeler 15. yüzyılda deniz kenarında St. Jean Şövalyeleri Kalesi‘ni inşa etmişler. Kale turistlerin gezmesine açık ve ücretlidir. Kişibaşı 8 EUR ödeyerek girip gezebilirsiniz. İçeride kale kalıntıları, mermer plakalar, heykeller ve topların da bulunduğu çeşitli kalıntılar vardır.
 
 

 

 

 
 

Osmanlı kuvvetlerinin 1522 yılında şövalyeleri kovmalarına karşın, onların varlıklarının kanıtları kalenin tam yanıdaki iç kesimlerde bulunabilir. 18. yüzyılda yapılan ve Kos’takilerin en büyüğü olan Loggia Camisi’nden ezan sesi yükselmiyor ama adadaki müslüman nüfusun ibadet ettiği daha küçük camilerden farksız.


 

Loggia Camii



Caminin yanında büyük bir çınar ağacı bulunuyor. Dalları o kadar uzundur ki epeydir bir iskele ile destekleniyormuş. Rehber kitaplar ve ada sakinleri size bu ağacın Hippokrates Ağacı olduğunu, adanın yerlisi olan Hippokrates’in 2500 yıl önce öğrencilerine bu ağacın altında ders verdiğini falan söyleyecektir. Ancak uzmanlar bu ağacın en fazla 2000 yıllık olduğunu söylüyor yani ağacın Hippokrates’in yaşadığı yıllardan kalma olasılığı yok.


Hippokrates Ağacı



Kaleden çıkıp kasabanın ana meydanına doğru yürüyünce karşınıza Agora, Odeon ve Casa Romana kalıntıları çıkacak. Agora için çok etkileyici diyemeyeceğim ama büyük bir titizlikle yenilenmiş Casa Romana’da zengin bir Roma ailesinin günlük hayatına dair izleri göreceksiniz.

 



Eğer kasabayı ve antik kalıntıları yürüyerek dolaşmak istemezseniz bütün önemli alanları gezdiren minik bir tren mevcut, ücret karşılığında bu şekilde de gezebilirsiniz.


Akslepion



Kos kasabasının 4km dışında MÖ 4. yüzyılda kurulmuş Akslepion‘un yani tıp okulunun etkileyici kalıntılarını mutlaka gezmenizi öneririm. BUrası bir zamanlar, önemli bir tedavi merkeziymiş. Büyük kalıntıların pek çoğu, Klasik Yunan döneminden ve Roma döneminden kalmış. St. Jean şövalyeleri Kos kasabasındaki kaleyi inşa ederken buradaki mermerleri aldıkları için günümüzde arkeolojik olarak çok fazla birşey kalmamış. 3 set halindeki tapınak kalıntıları malesef artık yok. Ancak en üst sete kadar çıktığınızda adanın müthiş bir manzarasını izleyebilirsiniz.

Akslepion

 

Bu kadar gezmek yeter, denize girmeyecekmiyiz diyorsanız adanın müthiş plajlarını anlatmaya geldi sıra. Biz Kos merkezde konakladık, merkezden uzaklaşmadan denize girmek istiyorsanız kalenin arkasındaki marina boyunca yolu takip ettiğinde karşınıza plajlar çıkmaya başlayacak. Merkezdeki plajların tamamı özel işletmelerde, tabiki havlunuzu serip plaja kurulabilirsiniz ancak heryer şezlonglar ile kaplı olduğu için biraz zorlanabilirsiniz yer bulma konusunda. Biz yoğun birkaç gün geçirdikten sonar bir gün keyif yapmak istediğimizden beğendiğimiz işletmelerden birinin plajına kuruluyoruz. İşletmeden yeme-içme alıverişi yaparsanız şezlong için para almıyorlar, internet de bedava.




Merkez dışında ise plaj seçeneği çok daha fazla. En ünlü koy Kefalos bölgesinde, Kefalos’a giderken ise yol üzerinde Kardamena, Tigaki, Pyli ve Asfendiou ise denize girebileceğiniz bölgeler. Biz motor kiraladığımız için bütün plajlara girip çıkıp bir tur yaptık. Bütü koyların ve denizlerin çok güzel olduğunu söyleyebilirim.


Kefalos

 

Kos Adasında Yeme – İçme


Tüm Yunan adalarında olduğu gibi Kos adasında da sınırsız seçenek ile karşınıza çıkan restoranlar olacak. birçoğu gerçekten çok güzel ve ülkemize kıyasla ucuz. Ama yunan adaları gezimizin tamamını düşündüğümde en güzel yemeğimizi Kos Adasının Zia köyünde yediğimizi söyleyebilirim.

Taverna Oromedon



Zia köyüne ulaşım biraz zahmetli, motorumuzla yaklaşık 20 dakia boyunca teppedeki bu köye son derece virajlı bir yoldan ulaşıyoruz. Buraya gelmede iki amacımız var. Birincisi Taverna Oromedon, Zia köyününü en ünlü restoranı çünkü en güzel manzaralardan birine sahip. BUrada yemek yemek için önceden rezerasyon yaptırmanız şart yoksa çok uzun sure sıra beklemeniz gerekebilir. İkinci sebebimiz ise günbatımıı izlemek. Rezerasyonumuzu tam gün batımı saatlerine yaptırıyoruz ve eşsiz manzara eşliğinde çok leziz yemekleri yiyoruz, mutlaka öneririm.

Zia Köyü’nde Günbatımı



Rodos gezi yazımız için:
http://hayatgezinceguzell.blogspot.com.tr/2017/01/sovalyeler-adas-rodos.html?m=1


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir