San Francisco

Herşey bir Ağustos günü şirketimin Amerika merkez ofisinden gelen bir email ile başladı. 2015 Kasım ayında yapılacak olan Tedarik Zinciri konferansına davet ediliyordum. Washington eyaletindeki merkez ofisimizde 5 gün sürecek konferansa gitme konusu OK peki ABD gitmişken başka nereyi gezmeliydim. Spokane şehrine İstanbul’dan en az 3 aktarma ile gidilebileceğini öğrendikten sonra hangi şehir aktarmalı olaak gideceğimi belirleme kısmına gelmiştim, çünkü bu aktarma şehri benim Amerika’daki keşif adresim olacaktı. Önce New York aktarmalı gidip bir hafta kadar orada kalıp gezmeyi düşündüm ama seyahatim Kasım ayında olacağı için hava şartlarından doalyı New York’u eledim. Batı yakasına doğru yola çıkmaya karar verdim ama nereye gitsem acaba? Derken instagramda şu resmi gördüm:
 
 

https://www.instagram.com/zillosh/

 
 
San Francisco, seneler boyunca dizilerde ve sinema filmlerinde gördüğüm, bol yokuşlu ve kırmızı köprülü şehir. Artık kararımı vermiştim, San Francisco aktarmalı olarak önce Spokane’a gidip konferansa katılacağım, sonra San Francisco’ya geçip 4 gün kalıp bol bol gezeceğim. O zaman gezi başlasın… 
 
San Francisco için Amerika’da bir Avrupa şehri diyorum çünkü Amerika’nın o korkutucu yüzünü burada hiç görmedim. Sokaklarında tek başıma rahatça gezdim, neredeyse hiç toplu taşıma kullanmadan şehri keşfettim. Çünkü diğer ABD şehirlerinde bırakın toplu taşımayı, araba kiralamadan gezmeniz pek mümkün değildir. San Francisco bu açıdan çok avantajlı, aklınızda olsun.
 
 
California eyaletinin bir şehri olan San Francisco’da hava bunaltıcı değil, ılıman deniz iklimi sayesinde yıl boyunca hava sıcaklığı 21 derecenin üstünde. Ben Kasım ayında kısa kollu t-short ile dolaştım sadece akşamları hafif serin oluyordu, hatta bu mevsimde denize girenler bile vardı.
 
 

 
 
 
San Francisco’da Union Spuare’i kendinize merkez olarak aldığınızda şehri gezmeniz son derece kolay olacaktır. Ben Union Square’e çok yakın olan Mosser Hotel‘de konakladım. Havalimanından Union Square’e metro bağlantısı mevcut, tek seferde buraya kadar gelebiliyorsunuz. Sonrasında pek toplu taşıma kullanmadım ulaşım için. Ancak merkezi bölgenin dışına çıkacaksanız heryere metro kullanarak gidebilirsiniz. Bu şehirde araç kiralamanızı önermiyorum; hem gerek yok hem de ciddi bir trafik ve park sorunu var. Benim gib heryeri yürüyerek gezin, pişman olmazsınız.
 
 

Union Square

 
Ben Union Square’i kendime merkez seçtim ancak burası turistik olarak da kent merkezi sayılabilir. Dünyaca ünlü moda markaları, çok katlı alışveriş merkezleri, lüks restoranlar, parklar, cafeler… hepsi bu merkezde toplanmış durumda. Tramvay hattının da bulunduğu Union Square’in çevresinde trafik çok yavaş akıyor.
 
 

Tramvay: Powell and Market

 
 
Tramvaylar, hareket halindeki ulusal bir anıttan farksız, görünüşte tramvayın turistik bir araç olduğunu düşünseniz bile bunu yerli halka söylemeyin, çünkü tramvay onlar için keyifli yolculuk biçimlerinden biri. Union Square’dan bineceğiniz Powell and Market tramvayı için muhtemelen sıra bekleyeceksiniz. Sabahın erken saatlerinden itibaren tramvaya binmek için uzun sıra oluyor. Bilet ücreti 7 USD. İlk duraktan binip son durağa kadar inmezseniz seyahat yaklaşık yarım saat sürüyor. İçeride oturma yerleri dolunca yanlardaki demirlerden tutacak şekilde yolcu da alıyorlar. Sonrasında ise bol sarsıntılı yolculuğumuz başlıyor.
 
 

 

 

 
Benim tramvay yolculuğum Union Square’de bitecek şekilde ters istikametten başlıyor. Yaklaşık 45 dakika sıra bekledikten sonra tramvayın açık bölmesinde oturuyorum. İster yolcu kompartımanına oturun, ister kapıya asılın, saatte 15km hızla ilerleyen bu araç kesinlikle çok sarsıntılı. Tramvay kendi başına hareket etmiyor, aracı kullanan kontrolör hareket eden kabloya tutunuyor ve kabloyu serbest bıraktığında fren yapmış olur. Eğer yolculuğunuz sırasında kablo koparsa durup tamir edilmesini beklemeniz gerekir 😀
 
 
 

 
 

 
 

Chinatown

 
San Francisco’nun 24 bloktan oluşan Chinatown’ı kendinizi tamamen teslim edip içinde kaybolmanız gereken bir deneyimdir. Asya dışındaki ikinci büyük Çinli topluluğu bu bölgede yaşıyormuş. Egzotik bir atmosfer içindeki tapınaklar, çay evleri ve restoranlar ile çevrili bu bölgede Çin bankaları, okullar, kitapçılar ve çamaşırhaneler de mevcut.
 
 
 

Chinatown Gate

 
Union Square tarafından gelerek Chinatown’a ön kapısından girebilirsiniz. Chinatown Gate, 1970 yılından kalma klasik bir Çin köy kapısıymış. Bu kapıdan girdiğinizde Grand Avenue girmiş oluyorsunuz, burası turistlerin en çok ilgisini çeken bölgedir. Buradaki hediyelik eşya dükkanlarını gezmenizi öneririm.
 
 
 

Financial District

 
Konakladığım Mosser Hotel’in karşısı Union Square, sağ taraftan devam edince ise Financial District’e doğru uzanıyor. Bu bölge San Francisco şehrinin finans merkezi, birçok uluslararası kuruluşun merkezi burada bulunuyor. Union Square tarafından gökdelenlerin gölgesinde sahile doğru ilerleyebilirsiniz. Burası trafiğe açık bir bölge, yolun ortasından hafif metro hatı, yolun altından ise hızlı metro hattı ilerliyor.
 
 

Financial District

 
 

Financial District

 
 

Embarcadero

 
San Francisco körfezinin Embarcadero (ispanyolca rıhtım anlamına geliyor) diye adlandırılan bölümü, King Street’teki beyzbol standyumundan itibaren Fisherman’s Wharf’a kadar uzanan bütün bölgeyi içine alır. Embarcador’un geniş kaldırımları yürüyüş ve koşu yapanlar, bisikletçiler ve kaykaycıların mekanı olmuş. Günün her saati burada spor yapan insaları görebilirsiniz. Eskiden burayı önemli bir liman haline getiren tüm denizcilik faaliyetleri artık körfezin karşı kıyısı olan Oakland’a taşınmış.

 
 

 
 
 
Financial District’in bitimiyle beraber körfeze indiinizde karşınıza Ferry Building (Feribot İskelesi) çıkacak. Kentin simgelerinden biri olan bu bina ve etkileyici kulesi 20. yüzyılın başında inşa edilmiş. Günümüzde bina çok sayıda restorana, mutfak aletleri satan dükkana ve çeşitli cafelere ev sahipliği yapıyor.


Ferry Building



Körfez bölgesinin en dikkat çekici yapısı ise hiç kuşkusuz San Francisco – Oakland Körfez Köprüsü.  13 km uzunluğundaki köprünün orta ayağı Buena Adası’na dikilmiş. Özellikle gece ışıklandırmasıyla San Francisco gecelerine romantik bir hava kattığı kesin. 


Bay Bridge – Oakland Körfez Köprüsü


Fisherman’s Wharf


California’da en çok ziyaret edilen yer, aileler için pahalı bir etkinlik olan Disneyland’dir. Onun ardından San Francisco’daki Wisherman’s Wharf gelir, burası ücretsiz bir etkinlik alanıdır. Hareketli bir sokak yaşamıyla canlanan bölge; eğlence mekanları, hediyelik eşya mağazaları, müzisyenler ve sokak göstericileri ile Jefferson Street üzerinde Pier 43-47 arasında uzanır.

Fisherman’s Wharf



Eski rıhtımın kütükleriyle yapılan Pier 39, en çok ilgi çeken turistik yerlerden biridir. Yıl boyunca milyonlarca turist alışveriş yapmak, birşeyler atıştırmak, körfez manzarasını izlemek için buraya akın eder. Buradaki havlama sesleri ise bir kopek sürüsüne değil, güneşlenmek için en iyi yeri kapma savaşı veren 600 kadar denizaslanına aittir.


İnatçı Denizaslanları



Deniizaslanları 1990 yılından beri Pier 39‘u mesken tutmuş durumdalar çünkü burası güvenli, rahat ve bol ringa balığının bulunduğu bir barınak konumunda. Yüksek kar potansiyeli olan yat limanını işgal eden bu iri hayvanlar gitmeye ikna edilememiş ve en sonunda federal yasalarla koruma altına alınmışlar. Pier 39 esnafı kötü kokuları sebebiyle başta şikayetçi oldukları bu denziaslanları sayesinde iyi iş yaptıklarını keşfedince, bu gürültücü hayvanlar şerefine heykel bile dikmiş. Denizaslanlarının yüzme, beslenme, çiftleşme ve güneşlenme seanslarını merak eden milyonlarca turist ise yılboyunca buraya akın ediyormuş.





Rıhtımın kalbinde çok sayıda balık restoranı var. Burada mükammel bir manzara eşliğinde deniz ürünleri yeme fırsatını kaçırmamanızı öneririm. Hem lüks restoranlar hem de sokak tezgahlarından tercih edebilirsiniz. Özellikle sokak tezgahlarında kabuklu deniz ürünleri çok popular; karides ve yengeç kokteyli ve ekmek içinde servis edilen midye çorbası benim favorim.

 
 

Clam Chowder

 

Alcatraz


Bütün körfez tekne turları ünlü hapishane adası Alcatraz yakınından geçer ancak adaya gitmek ve terk edilmiş hücreleri gezmek için Pier 33‘ten kalkan feribotlara binmeniz gerekiyor.


 

Alcatraz Adası



Yaz ayları ve haftasonlarında tur biletleri kısa sürede tükendiği için bazen haftalar öncesinden rezervasyon yapmak gerekiyormuş. Ben sezon dışı bir dönemde orada olduğum halde günümün 4-5 saatlik bölümünü bu adaya ayırmak istemediğm için tura katılmadım, ancak San Francisco’da daha üzün sure vaktiniz olursa buna da vakit ayırmanızı öneririm.

Resmi kayıtlara gore Alcatraz’dan kaçabilen mahkum olmamış ancak 39 mahkum buna teşebbüs etmiş. Bunların 27’si yakalanmış, 7’si öldürülmüş ve 5’i bulunamayıp boğuldu olarak kabul edilmiş.

 




Palace of Fine Arts


Union Square’den başlayan yürüyüşüm körfez sahili boyunca devam edip Fisherman’s Wharf’ı da geçtikten sonra marina bölgesi ile devam ediyor. Marina bölgesindeki en dikkat çekici yapı 1915 Dünya Fuarından kalma, pastel renkleriyle one çıkan Palace of Fine Arts (Güzel Sanatlar Sarayı). Bana Avrupa’daki tarihi eserleri anımsattığı için pek Amerika’ya uygun gelmedi 😀


Palace of Fine Arts

 

Golden Gate Köprüsü


Körfez boyunca yürüyüşümün son durağı olacak olan Golden Gate Köprüsüne giderken muhteşem manzaralı yollardan, insanların keyifle vakit geçirdiği sahillerden geçiyorum. Burada yaşam kalitesinin ne kadar ön planda olduğunu anlamak için kaşif olmaya ise hiç geek yok.

 




Harita üzerinde gezi planımı oluştururken bu kadar uzun bir yol yürüyeceğimi tahmin etmemiştim, Sabah başlayan keşif turum akşam saatlerine yaklaşırken hala hedefe ulaşamamıştı. Golden Gate köprüsü tüm yürüyüş güzergahım boyunca karşımdaydı ama ne kadar yürürsem yürüyeyim yaklaşamıyordum.  20km’lik uzun yürüyüşüm sonunda nihayet köprüye vardım, bütün büyüleyici güzelliği ile işte karşımda Golden Gate Köprüsü


Golden Gate



Ülkenin en güzel köprülerinden biri olan Golden Gate aynı zamanda bir mühendislik harikası. Başmühendis Strauss, köprü fikrini 1917 yılında gündeme getirdiğinde büyük bir çoğunluk bu fikre karşı çıkmış. Karşı çıkanların çoğu; köprünün boğazın etkileyici görünüşünü bozacağını, diğerleri ise akıntı hızı sebebiyle böyle bir köprünün inşa edilemeyeceğini savunmuş. Ancak ısrarını bozmayan Strauss’a zamanla inanmışlar ve 1933 yılında köprü inşaatına başlamışlar. 1937 yılında ise köprü trafiğe açılmış.


Köprünün ünlü kırmızı rengi ise “uluslararası turuncu” olarak biliniyormuş. Bu renk siste en kolay seçilebilien renkmiş ve tuza, yağmura, güneşe ve rüzgara dayanıklılığı tescillenmiş.  

San Francisco’nun Tepeleri


San Francisco tepeleri kentin ve körfezin nefes kesici manzaralarına hakimdir. Turistlerin bol bol fotoğraf çekmek için tepelere gösterdiği ilginin en önemli nedeni de budur. San Francisco’da yaklaşık 40 adet tepe var. Bunlar içinde en ünlü olanlardan biri Telegrapf Hill.

Telegraph Hill



Telegraph Hill’in zirvesinde bulunan Coit Tower önemli bir turistik cazibe noktası. Betondan yapılmış olan kule, işlevsel olmamakla beraber çok zarif bir görünüme sahip. Ücret karşılığında bir asansör ile kulenin tepesine çıkabiliyorsunuz.

Coit Tower



Russian Hill adı ile anılan tepede Ruslar’ın yaşamadığı bir gerçek. Burası San Francisco’un kuruluş yıllarında Rus balıkçı gemilerinde çalışan mürettebatın defnedildiği yermiş. Russian Hill gerçekten çok dik yokuşları ile ünlü bir bölge. Dik yokuşlardaki sürüş zorluğu sebebiyle bu bölgede toplu taşıma kullanılması önerilmiyormuş. Powell and Market hattında çalışan tramvayların bir durağıda tam bu bölgenin en yüksek yerinde. Birkaç saniyelik molada Lombard caddesine bakan bir manzara ile karşılaşmanız mümkün.

Russian Hill’den bir manzara



Dünyanın en virajlı yolu olarak adlandırılan Lombard Street de bu bölgede yer alıyor. Tepe o kadar dik ki, eğim ancak sekiz tane virajla %18’e düşürülmüş. Burada virajlı yoldan aşağı inmeye çalışan arabaları izlemek baya eğlenceli…


Lombard Street




Nob Hill‘in adındaki “nob” zengin ve güçlü kişi anlamındaki Hint kökenli İngilizce kelime olan “nabob”un kısaltılmış haliymiş. California Street’in üst kısmına yerleşen naboblar  1870’lerde kullanıma açılan tramvay bölgeyi ulaşılabilir kıldığında malikanelerini buraya inşa ettirmişler. Günümüzde ise bu lüks yapılar lüks otellere dönüşmüş halde aynı bölgede yer alıyor.

Nob Hill



Nob Hill zirvesindeki Gotik tarzda inşa edilmiş Grace Cathedral 1964 yılında inşa edilmiş. Paris’teki Notre Dame katedraline benzeyen kilise, depreme dayanıklı olması için beton yerine demirden inşa edilmiş.

Grace Cathedral


Civic Center


San Francisco Civic Center, 1906 depreminden sonra büyük bir iyimserlik ve servetle inşa edilen muazzam bir anıt. Belediye yönetimine ait olan merkez, olanakları ve büyüklüğü açısından ABD’de tekmiş.


 

Civic Center



City Hall (Belediye Sarayı) Washington’daki Capitol binasın benzetiliyormuş ancak Roma’daki San Pietro Bazilikası örnek alınarak yapılmış.

City Hall


Pasific Heights


Güzel malikaneler görmek isteyenler Nob Hill yerine daha tatmin edici olan Pasific Heights’a gidebilir. Belediye Sarayının arka tarafındaki yollardan tepeye doğru tırmanarak devam ettiğinizde karşınıza bir sürü malikane çıkacak. Bu malikaneler bir servet değerindedir ve çok ince bir zevkle döşendikleri söyleniyor.


Pasific Heights Malikaneleri



 
Pasific Heights bölgesinde güzel fotoğraf çekmek isteyenler güneye doğru Alamo Square’i kaçırmasınlar. İnce işlemelerle süslenmiş “Painted Ladies – Boyalı Hanımlar” olarak bilinen Victoria evleri, benim gibi yağmurlu bir havada gitmezseniz eğer; arka plandaki gökdelenler ve ufuktaki körfezle mükemmel fotoğraf kareleri yaratacaktır.


Painted Ladies



4 günlük San Francisco gezimde elimden geldiğinde çok yeri görüp keşfetmeye çalıştım. Şehrin çoğunu yürüyerek gezdim, sadece Pasific Heights bölgesine gitmek için metro kullandım. Zamanım kısıtlı olduğu için San Francisco bölgesinden çıkmadım ama daha fazla zamanı olanlar San Francisco’nun yakın çevresine günübirlik geziler de yapabilir. Berkeley, Oakland, Napa Vadisi bu geziler için en iyi duraklar olarak sayılabilir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir