Lizbon



2015 yılının seyahat anlamında bize en güzel süprizi Portekiz seyahatimiz oldu. Ekim ayında bir haftasonu gezisi yapmak amacıyla Torino bileti almıştık ancak uçuşumuza 1 hafta kala THY’den gelen bir mesaj ile gidiş uçuşumuzun değiştiğini öğreniyoruz. Böyle durumlarda THY size üç alternatif sunuyor:
 

  1. Biletinizi değişen yeni programa göre kullanabilirsiniz
  2. Bilet ücretinizi aynen iade alabilirsiniz
  3. Biletinizi aynı bölge sınırları içinde kalmak şartıyla istediğiniz başka bir parkurda değiştirebiliriniz

 
Biz tercihimizi üçüncü şıktan yana kullanıp parkurumuzu değiştirmeye karar veriyoruz. Bunu bir fırsat olarak kullanıp normalde hiç indirime girmediği için planlarımıza alamadığımız Portekiz’e çeviriyoruz yönümüzü. Gidiş Lizbon – dönüş Porto olacak şekilde biletlerimizi değiştiriyor. Bu değişiklik için THY’ye ekstra hiçbirşey ödemiyoruz tabiki.

 

Portekiz’in başkenti Lizbon, aynı zamanda ülkenin en büyük şehridir. Tejo nehrinin oluşturduğu haliç üzerinde kurulu olan Lizbon Atlas okyanusu kıyısındadır. 3 milyon civarında nüfusu vardır.
 
Portekiz’in başkenti Lizbon’a ulaşabilmek için yaklaşık 5 saat uçmak gerekiyor. Bu uçuş sırasında neredeyse Avrupa’nın tamamının üzerinden geçiyoruz.
 
Lizbon havalimanı şehir merkezine yaklaşık 10km uzaklıkta. Airbnb aracılığıyla ayarladığımız eve gitmek için havalimanından metroya binip Santa Apolónia istasyonunda iniyoruz. Havalimanından 6 EUR karşılığında  24 saatlik bir metro bileti alıyoruz. Biletiniz ile beraber bir şehir haritası da istemeyi unutmayın. Ayrıca bu bilet ile ünlü 28 numaralı tramvaya da binebiliyorsunuz.

Yurtdışı seyahatlerimde telefonumda yüklü olan “citymaps2go” uygulamasını kullanırım. Offline olarak çalışan bu harita yardımı ile yurtdışında internete ihtiyaç duymadan aradığınız heryeri bulabilirsiniz. Ben de haritam yardımıyla kiraladığımız Airbnb aracılığıyla kiraladığımız eve ulaşıyorum, evimiz Alfama bölgesinde minicik ama çok konforlu bir ev. Siz de airbnb sistemini tecrübe etmek isterseniz airbnb tıklayarak üye olabilir ve benden 50 TL hoşgeldin puanı kazanabilirsiniz 🙂


 
Evimize yerleşip hemen kendimizi Lizbon’un bol inişli çıkışlı rengarenk sokaklarına atıyoruz. Evimiz Tejo nehrine çok yakın, sahile inip Commerce meydanına (Praça do Comércio) doğru yürüyoruz. 

 


 
Praca do Comercio, Lizbon’un en önemli ve en büyük meydanı olarak kabul ediliyor. Meydanın bir tarafında Tejo Nehri, ortasında King Jose 1’in anıtı, çevresinde çeşitli restoran ve bir diğer tarafında da Rua Augusta’ya açılan Arco da Rua Augusta bulunuyor. Meydandan nehir tarafına doğru yürürseniz 25 Nisan Köprüsü’nü ve İsa heykelini uzaktan da olsa görebilirsiniz. Burası Lizbon gezinize başlamak için en mantıklı nokta.



Praca da Comercio’da bulunan Arco da Rua Augusta’nın, yani her Avrupa ülkesinde benzerini gördüğümüz zafer takının altından geçtiğinizde ulaşacağınız cadde Rua Augusta. Burası sokak sanatçılarıyla, Asyalı turistlerle ve mağazalarla dolu. Eğer hediyelik eşya alacaksanız bizce bu caddede bulunanları tercih etmemelisiniz zira digger bölgelre gore en pahalıları burada satılıyor. Bu caddenin her yerinde bizdekilere pek benzemeyen kestane satıcıları var, müthiş bir duman çıkaran bir yöntemle tuza bulanmış şekilde pişirilen kestaneleri deneyebilirsiniz, bir paketi 2 EUR.


 
Santa Maria Marior de Lisboa ya da Sé Katedrali olarak adlandırılan bu katedral, Lizbon’daki en büyük ve ihtişamlı kilise. 1755 yılında Lizbon’da yaşanan büyük deprem de dahil birçok badire atlatmış olması nedeniyle birçok farklı mimari akımın özelliklerini taşıyor. Giriş ücretsiz olan bu katedral de Lizbon’un simgelerinden biri.


 
Castelo de Sao Jorge, Lizbon’un en tepesinde bulunan ve hererden görülebilen bir kale. Bu kaleyle ilgili bir şeyler yazmadan önce size bir itirafta bulunayım: biz bu kaleye gitmedik. Evet Lizbon’un en ikonik yapılarından biri olabilir, ancak bizim hem zamanımız kısıtlı olduğundan hem de karşıdan izlemesi daha keyifli olduğundan tercih etmedik. Giriş 8,50 EUR.


 
Elevador de Santa Justa sizi şehrin daha aşağıda kalan bir noktasından (Baixa bölgesi)  yukarı sokaklarına (Largo do Carmo) taşıyan bir asansör. Aynı zamanda şehri tepeden görebilme gibi bir olanak sağladığı ve şu anda şehirde türünün tek örneği olduğu için oldukça turistik bir nokta. Kullanmak için bilet almanız gerekiyor, kişibaşı 5 EUR, ancak önünde uzun bir kuyruk bekleyeceğinizi şimdiden belirteyim.



 Bairro Alto, Lizbon’un en popular yeri, günün her saati çok hareketli. Hafta içi ya da hafta sonu fark etmeksizin genç ve öğrenci ağırlıklı bir kalabalığın içinde, kafanızı uzattığınız her sokaktan farklı bir mekan, farklı bir grup ve müzik ile karşı karşıya kalacağınız bir bölge. Bu bölgede aynı zamanda birçok lokal restoran seçeneği mevcut, eğer Fado dinlemek istiyorsanız Bairro Alto’da onlarca minik, sevimli, local & turist karışık fado restoranı bulunuyor.


 
Bairro Alto, Baica bölgesine tepeden bakan ve tarihi 16. yüzyıla dayanan bir semt. Sokakları iki insanın kolkola yürümekte zorlanacağı kadar dar. Evlerin çoğu eski, duvarları okyanustan gelen soğuk, nemli ve tuzlu rüzgarlardan korunmak için çinilerle kaplanmış. 


 
Fado, denize açılan ve bir daha geri dönmeyen denizcilere yakılan bir tür ağıt. İçinde aşk, hüzün ve keder olduğu söyleniyor. Fado seslendirenler kadın veya erkek olabiliyor, herbiri 2-3 şrkı söyleyp 10-15 dakika ara veriyor sonra tekrar başlıyorlar. Ortam bizdeki gazinoları anımsatsa da Lizbon’da mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir etkinlik. Bizim şansımıza evimizin tam karşısındaki restoranda her akşam fado gösterisi var ve biz evimizden dinleyebildik.




Praca do Rossia, ortaçağdan kalma bu meydanının bir diğer adı Pedro IV Meydanı. Lizbon’un yaşam alanı diyebileceğimiz bu meydana geldiğinizde ortaçağda nelere ev sahipliği yaptığını, nelere şahit olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Eğer akşam saatleride bu bölgeden geçerseniz yanınıza yaklaşıp konuşan tiplere denk gelebilirsiniz, bunlar size uyuşturucu satmaya çalışan arkadaşlar. İlgilenmeden yanlarından uzaklaşırsanız bulaşmıyorlar.




Tram 28, Rossia meydanındaki ilk duraktan binmenizi önereceğim 28 numaralı tramvay Lizbon’u baştan başa en iç mahallelerine kadar görmek için ideal. Ayakta kalmak pek tavsiye edeceğim durum değil, zira etrafı fotoğraflamak da zorlaşıyor. Cam kenarına oturabilirseniz eğer, daracık sokakları, tarihi evleri ve birçok binadaki karoları yakından görme fırsatınız olacak. Evlerin karşılıklı duvarları arasındaki rengarenk süsler, kimi ferforje balkonlardan sarkan çamaşırlar…Tam da Portekiz’e özgü şeyler…



Mutlaka bu tarihi trenlerden birine binmelisiniz. Tramvay bileti kişibaşı 5 EUR, bileti tramvayın içinde satın alabiliyorsunuz, yolculuk yaklaşık 1 saat kadar sürüyor ancak yolculuk başladığı yerden bitmediği için dönüş için tekrar tramvaya binebilirsiniz yada farklı bir araç ile dönüş yapabilirsiniz. Biz dönüşü de yine 28 nolu tramvay ile yapıp gidiş-dönüş muhteşem bir tur yapmış olduk.


 


BELEM

Şehir merkezinden 6-7 km uzaklıkta, manzara, tarih, okyanus kavramlarının buluştuğu mutlaka görülmesi gereken bir bölge. 15 nolu tramvay sizi  25-30 dakikada son durak Torre de Belem’e ulaştıracaktır.




Torre de Belem

Nehrin hemen dibinde bulunan ve Portekiz’in ünlü kaşifi Vasco de Gama’ya adanmış olan bu kule hem mimari olarak gerçekten çok güzel, hem de Belem bölgesinde bir ilginizi çekebilecek Kaşifler Anıtı’na yürüme mesafesinde olduğu için ikisini bir arada görmeli bir gezi yapabilirsiniz.

Ünlü Portekizli denizcilere ithaf edilmiş Kaşifler Anıtı da oldukça etkileyici. Tejo nehrinin Atlas Okyanusuna döküldüğü yerde inşa edilmiş bu anıt üzerinde Vasco de Gama ve Macellan gibi ünlü denizcilerin heykelleri var.

Belem Kulesi giriş: 6 EUR

Jeronimos Manastırı

Lizbon’da gördüğümüz en etkileyici yapılardan biri olan Jeronimos Manastırı Belem’in olmazsa olmazı. 1500’lü yıllarda başlanan ve dönemin mimarisini en iyi şekilde yansıtan eserlerden biri olarak kabul edilen bu manastır ve yanına sonradan eklenen Santa Maria Kilisesi’nin güzelliği gerçekten ziyaret etmeye değer. Giriş 10 EUR




Padrão dos Descobrimentos (Keşifler Anıtı)


Anıt; 15. yy’da Portekizli kaşiflerin sefere çıkmalarını teşvik ve finanse eden, dolayısıyla başarılarında da büyük role sahip olan Prens Henry’nin (Denizci Henry) 500. ölüm yılı şerefine 1960 yılında inşa edilmiş. Anıtta, Portekiz’in bu Altın Çağ’ında önemli roller üstlenmiş olan 30 kişinin figürlerini görülüyor.


Ponte 25 De Abril (25 Nisan Köprüsü)
 
Keşifler Anıtı’ndan kuzey batıya doğru bakıldığında görülen köprü 1966 yılında, San Fransico’daki “Golden Gate Bridge“‘in mimarı tarafından tamamlanmış ve ilk olarak Salazar Köprüsü olarak adlandırılmış. 25 Nisan 1974 tarihinde gerçekleşen Karanfil Devriminden sonra diktatör Salazar devrilmiş ve köprünün ismi değiştirilmiştir. Uzunluğu 2278 metre, denizden yüksekliği ise 70 metre olan köprü, yılda iki kere boyanmakta ve bakımı yapılmaktadır.
 
 
 


Pastais de Belem

Dillere destan Pastais de Belem Jeronmos manastırının heemn yanında bulunuyor. Ünlü turtası nata kesinlikle bizim damak tadımıza uygun ve dükkanın önündeki kuyruğa girmeye değecek bir yiyecek. Ancak bizim yaptığımız hatayı yapmamanız için şimdiden uyarayım, kapıdaki kuyruk paket servis için, eğer pastanede oturup bir kahve eşliğinde nata yemek istiyorsanız sıraya girmenize gerek yok.



Buranın meşhur tatlısı Nata. Yıllar evvel rahipler tarafından eldeki malzemeler kullanılarak üretilmiş olduğu, zaman içerisinde çok beğenildiği, hamurunun ve kremasının gizli bir odada yapıldığı ve bugün için gerçek formülün sadece üç kişinin bildiği rivayet ediliyor. Nata, harika bir hamur karışımının, krema ile aşkı diye tanımlanabilir. Üzeri bol tarçınla insanın damağında gerçekten bir lezzet patlaması yaratıyor.   




Ne alınır?

Portekiz şarapçılıkta önde geliyor ancak Porto şarapları daha ünlü olduğu içi bu alışverişi gezimizin Porto kısmına bırakıyoruz. Lizbon’da ise Ginjinha isimli meşhur bir likör bulunuyor, vişne aromalı bu likör birz fazla tatlı olduğu içn benim pek hoşuma gitmesi ama valizinizde kırılmadan getireceğinize inanıyorsunuz alabilirsiniz. Fiyatları 5-10 EUR arasında. Bunun dışında hem şehirden hem de havalimanından Nata alıp getirebilirsiniz.




Ne yenir?

Portekiz’de yenilebiliecek en güzel şey balık çeşitleri, şehrin her yerinde sardunya balığı yiyebileceğiniz dükkanlar ve restoranlar var. Ancak güzel bir akşam yemeği için size morina balığı öneriyorum.





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir