Floransa… Rönesans’ın Doğruğu Kent

Gezi rehberleri, bu güzel Rönesans kentini genellikle İÖ 5. yüzyılın Atina’sı ile karşılaştırır; ancak “Demokrasinin Beşiği” Atina günümüzde göremli kalıntılarla anılırken, “Rönesansın Beğişi” Floransa’nın izleri her köşe başında karşınıza çıkar. Kentin ziyarete açık olan tarihi plazzoları, göz alıcı kiliseleri, benzersin heykelleri ve sayısız sanatsal başyapıtı barınmak çalışma, sanatsal etkinlik ve ibadet işlevleriyle günlük yaşamın önemli unsurlarıdır.
 

 
 
Floransa seyahatimiz yine bir THY kampanyası ile başlıyor. THY kış kampanyasında Pisa uçak bileti gidiş-dönüş 99 EUR olarak karşımıza çıkınca kafamızda bir ampül yanıyor. Pisa – Floransa komşu kentler, biletimizi hemen alıp 3 günlük bir tur için çalışmalara başlıyoruz ve 2014 Kasım ayında Pisa’ya doğru yola çıkıyoruz.
 
 

 
 
Pisa havalimanı bizim Anadolu kentlerindeki minik havalimanlarını aratmayacak şekilde küçük ve içerisinde sadece bir market bulunan bir havalimanı. Gümrük kontrolünden çıktıktan hemen sonra havalimanı çıkış kapısına geliyorsunuz. Kapıdan çıkar çıkmaz şehir merkezine gidebileceğiniz otobüs durakları var. Sağ tarafa doğru devam ettiğinizde ise Floransa’ya giden otobüslerin biletini satan kulubeleri göreceksiniz. Pisa – Floransa arası yaklaşık 1 saat sürüyor, bilet ücreti de 6 EUR. Neredeyse her saat bir otobüs kalkıyor. Yolculuk sonunda otobüs sizi Floransa’daki merkez tren istasyonu olan Santa Maria Novella’nın önünde bırakıyor. Dönüş gününüz ve saatiniz belli ise burada dönüş biletinizi de alabilirsiniz zira dönüş Pisa’dan gelişe gore daha yoğun istediğiniz saatte yer bulamayabilirsiniz.
 
 
Santa Maria Novella
 
Tren istasyonundan çıkan ziyaretçileri ilk olarak, meydan boyunca uzanan Santa Maria Novella’nın zarif kulesi karşılar. Ancak bu, Floransa’nın en güzel kiliselerinden biri olan yapının arka cephesidir. Çok renkli mermer ön cepheyi görmek için Piazza Santa Maria Novella’ya doğru yürümeniz gerekiyor.
 
 

Santa Maria Novella

 
 
13. yüzyılda yapılan kilisenin yapım masrafları varlıklı Rucellai ailesi tarafından karşılanan Santa Maia Novella, Medici bağlantısı olmayan az sayıdaki Floransa kilisesinden biridir.
 
Floransa’daki ilk günümüz biraz kısa geçecek. Santa Maria Novella‘yı gezdikten sonra sırtımızda çantalarımızla şehir merkezine doğru yürümeye başlıyoruz. Floransa’daki ilk izlenimimiz; kentteki bütün tabelaları kaldırıp insaların kıyafetlerini birkaç yüzyıl önceki şekilde değiştirirseniz kendinizi bir ortaçağ kasabasında hissedebilirsiniz.
 
 

 
 
Floransa’nın şehir yaşamı Arno Vadisi boyunca uzansa da ziyaretçilerin ilgisini çekecek ünlü yapılarınçoğu yürüyerek kolayca keşfedebileceğiniz tarihi merkezde bulunuyor.  Hava kararmaya başlıyor ve kendimizi birden büyüleyici Piazza el Duomo‘da buluyoruz. Bu meydan daracık sokakların uzandığı tarihi kent merkezinin kuzeyinde yer alıyor. Meydana hakim olan görkemli katedral kentin en ünlü simgesi ve hala en yüksek yapısı.
 

Piazza el Duomo

 
Bu gece kalacağımız otele giriş yapmadan once Floransa’daki ilk akşamımızı sonuna kadar değerlendirmek için yürümeye devam ediyoruz. Doumo arka tarafındaki sokaklardan birinden geçince karşımıza başka bir meydan çıkıyor: Piazza della Signoria
 


 



 

 
Korunaklı bir kaleyi andıran Palazzo Vecchio bütün meydana hakim. Sarayın önünde ise ünlü Davud heykelinin bir replikası bulunuyor. İlk akşamki keşif gezimize Piazza del Republica ile devam ediyoruz. Signoria meydanının batısındaki bu meydan Floransa’nın üçüncü öenmli meydanı. Etrafında şık kafelerin sıralandığı bu mekan kış mevsiminde olmamıza ramen tüm canlılığıyla ziyaretçilerini bekliyor.
 

Piazza del Republica

 
İlk gün çok vaktimiz olmadığından kısa bir keşif turu yapmış olduk, Kasım ayında olmamıza ragmen hava sıcaklığı çok iyi bu sebeple geç vakte kadar sıkıntısız gezebildik. Ancak artık karnımız acıktı. Republica maydanının hemen yanındaki Mamma Mia isimli bir pizzeriaya oturuyoruz. Daha once Floransa’da yaşamış bir arkadaşımzıın tavsiyesi üzerine geldik buraya. Ben Gnocci isimli makarnadan eşim ise Margarita pizza söylüyor. İkimiz de tabaklarımız ile çok mutluyuz, Floransa gitmeyi düşünenlere öneririm. Yemek sonrası artık otele gidip yerleşme vakti…
 

Mamma Mia

 
 
Floransada’ki ikinci günümüze klasik bir İtalyan kahvaltısı ile başlıyoruz: Croissant ve kahve
Otelimiz Duomo meydanına 10 dakikalık yürüme mesafesinde, kahvaltı sonrası Floransa’daki ikinci günümüz için yollara dökülüyoruz. İlk istikametimiz Duomo Katedrali.
 
 
Duomo
 
Duomo’nun çok renkli mermer ön cephesi bütün görkemiyle Vaftizhanenin sivri çatısı boyunca yükseliyor. Santa Maria dei Fiori olarak da bilinen katedral mimar ve heykeltraş Arnolfo di Cambio’nun eseridir. Mimar bu eserinde, antic çağın büyük yapılarını hem boyut hem de gösteriş açısından geride bırakmasını hedeflemiş.
 


Duomo Katedrali

 
5. yüzyıldan kalma, çok daha küçük Santa Reparata katedralinin yerine yapılan Duomo’nun yapım çalışmaları 1296 yılında başlamış ve 15. yüzyılın ikinci yarında tamamlanmış. Katedralin Gotik tarzdaki ön cephesi ise 19. yüzyılda ilave edilmiş.
 
 

Campanile di Giotto

 
Duomo’nun katedralden ayrı duran can kulesi Campanile di Giotto, Floransa’nın en zarif simgelerinden biridir. Duomo ile uyumlu biçimde yeşil, beyaz ve pembe renkli mermerlerle kaplanmıştır. Katedrali ve katedralin kubbesinden daha yüksek bir yapıya asla izin verilmemiş bir kentin manzarasını izlemek için 414 basamağı tırmanmaya değer ancak giriş ücreti 10 EUR.
 
 
Ufuzzi
 
Galleria degli Ufuzzi, 16. yüzyılda Vasari tarafından inşa edilmiştir ve bu yapı ünlü mimarın en büyük eseri olarak anılır. Konum olarak, Palazzo Vecchio ile Arno nehri arasındadır. 1737 yılında Medici ailesi tarafından Floransa halkına miras bırakılmış.
 
Gezdiğimiz her şehirde mutlaka müzeleri ziyaret etmeye çalışıyoruz, Ufuzzi ise Floransa denilince akla ilk gelen yerlerden biri, bu müzeyi mutlaka görmeliyim. Ancak hazırlık aşamasında duyduğum dedikodular biraz gözümü korkutmuştu. Ufuzzi giriş bileti almak için saatlerce sıra beklemek yada hiç bilet bulamamak gibi olasılıklar var diye duydum. Ancak bizim şansımıza sadece yarım saatlik bir bekleyişten sonra biletlerimizi alıp içeri girebilmiştik. Bundan düşük sezonda gitmemiz sebep olabilir tabi … Ancak kalabalık sezonda gidecekelr için önerim biletinizi www.b-ticket.com aracılığıyla bbiraz fark vererek almanız yönünde olacak. Böylece uzun kuyruklarda beklemenize gerek kalmayacaktır.
 
 

Galleria degli Ufuzzi

 
Kronolojik sıraya gore düzenlenmiş geniş koleksiyonda, 13. ve 18. yüzyıllar arasından Batı resim sanatının en önemli eserleri sergilenir. Ufuzzi müzesindeki eserlerden bizim ilgimizi çekenlerden bazı örnekler:
 

 

 

 
 
Yaklaşık 3 saat süren Ufuzzi gezimiz sonrası bu görkemli binadan çıkıyoruz ancak çıkış yapmadan hemen önce 2. kattaki seyir terasından Arno nehrinin muhteşem manzarasını izlemeyi ihmal etmeyin.
 

 

 
 
Piazza Della Signoria
 
Tarihi kent merkezinin ikinci büyük meydanı, kentin siyasi olarak merkezi sayılan Piazza della Signoria’dır. Kent yöneticileri 13. yüzyıldan beri burada toplanırdı; kentin belediye ofisleri hala Palazzo Vecchio‘dadır.
 

Piazza Della Signoria

 
 
Palazzo Vecchio
 
15. yüzyılda kentin Signoria olarak bilinen en yüksek makamı burada toplanıyordu; bu nedenle bina daha once Palazzo della Signoria olarak biliniyormuş. Kısa bir sure Medicilerinin konutu olarak kullanılan bina, Medici düklerinin 1550 yılında Arno nehrinin karşı kıyısındaki Palazzo Pitti’ye taşınmasından sonra Palazzo Vecchio adını almış. Binanın 94m yüksekliğindeki kulesi 1310 yılında eklenmiş.
 
 

Palazzo Vecchio

 
Dış cephesinin aksine gösterişle dekore edilen iç mekan mimar Michelozzo tarafından tasarlanmış.
 

Palazzo Vecchio
 

Loggia dei Lanzi

Piazza della Signoria’nın güney yakasında bulunur. 14. yüzyılda kent yetkililerinin resmi törenleri izlediği üstü kapalı bir platform olarak inşa edilen “loggia” (loca) bugünkü adını Floransa’nın İsviçreli-Alman paralı muhafızlarından almış. Loggia, 18. yüzyıldan beri bir açık hava heykel müzesidir.



Loggia dei Lanzi


Bütün bu koşuşturma arasında acıktığımızı fark ediyoruz ama aynı zamanda hafif bişeyler yemek istiyoruz. Signoria meydanındaki ara sokaklarda bir dondurmacı ararken karşımıza  bir sandwich dükaknı çıkıyor. Önünde uzun bir kuyruk var ancak içeriden çıkanların elindeki güzel sandwichleri görünce sıraya girmeyi göze alıyoruz.

https://www.facebook.com/AllAnticoVinaio#_=_


Mekanın adı All’antico Vinai, yaklaşık yarım saat sıra bekleyip 2 metrekarelik dükkana kendimi attığımda karşımda çeşit çeşit peynirler, sebzeler ve et ürünlerinin olduğu tezgah ve arkasındaki 2 kişiyi görüyorum. İçeride oturma yeri yok hatta ayakta bekleyecek yer bile yok. Hemen sipairşimi verip 2 adet sandwich ile dışarı çıkıyorum ve digger herkesin yaptığı gibi aynı sokaktaki kaldırımlara oturup hemen yemeğe başlıyoruz. İtiraf etmeliyim hayatımızda yediğimiz en iyi sandwichleri burada yemiş olduk. herkese öneririm.

All’antico Vinai



Oltranto

Tarihi kent merkezini gezip bitirdiğimize göre artık nehrin diğer tarafına geçmenin vakti geldi. Nehrin güney yakasındaki Oltranto (sözcük anlamı Arno’nun ötesi) bölgesinde Floransa’nın en önemli yerlerinden bazıları yer alıyor.


Ponte Vecchio

Karşıya geçmek için Arno nehrinin üstündeki birçok köprüyü kullanabilirsiniz ancak biz bunların içinden en meşhur olanı Ponte Vecchio tercih ediyoruz. Bu köprü Floransa’nın en eski ve 2. Dünya savaşında ayakta kalan tek köprüdür. Köprünün üzerinde her iki tarafta da küçük kuyumcu ve takı mağazalarının sıralanır.

Ponte Vecchio


Palazzo Pitti

Piazza di Pitti üzerindeki görkemli Palazzo Pitti, en büyük rakibi Mediciler’i etkilemekisteyen Floransalı tüccar Luca Pitti tarafından bir zenginlik ve güç gösterisi olarak yaptırılmış. Ancak Pitti’nin 1472 yılındaki ölümü ve ailesinin iflas etmesi üzerine 1549 yılında Mediciler tarafından satın alınmış. 20. yüzyıla kadar Floransa’nın yöneticilerinin ikamet ettiği komplekste bugün 5 müze ve galeri bulunuyor.

Palazzo Pitti


Oltranto bölgesi Floransa’nın daha bohem bir bölgesidir diyebiliriz. Birçok nezih restoran ve kafe bulunan bölgede bir de bit pazarı diyebilieceğimiz bir pazar var. Burada eski eşyalar, antika eşyalar, ilginç tasarımlar bulabilirsiniz.



 Oltranto bölgesindeki gezimizi de bitirdikten sonra tekrar Arno’nun karşı tarafına geçmek için nehre doğru ilerliyoruz ancak öncelikle bu tarafta tatmamız önerilen bir dondurmacı var. Adı Gelateria, açıkçası dondurması damağımda lezzet patlamaları yaratmadı, fiyatı da her bir top için 3 EUR.

 
 
Dondurmamızı da alıp tekrar Arno nehrinin karşı tarafına geçiyoruz. Bu sefer istikametimiz Medici Sarayı ve çevresi. Malesef saat geç olduğu için Medici sarayının girişine yetişemiyoruz ancak sarayın hemen arka sokağındaki büyük pazara girip kendimi kaybettiğimi itiraf edebilirim. Bu pazarda istediğiniz her tür  hediyelik eşyayı bulabilirsiniz. Ben kendime bir aşçı seti almayı ihmal etmiyorum 🙂


Artık yavaş yavaş hava kararmaya başlıyor, Floransa’dan alınacak şeylerimizi ve hediyeliklerimi de alıp otelimize geri dönüyoruz. Floransa’daki son günümüzde sabah erkenden Pisa’ya geçip yarım günlük bir tur yapacağız. Detaylar için Pisa yazımız:

http://hayatgezinceguzell.blogspot.com.tr/2015/02/mucizeler-sehri-pisa.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir