Mardin… Taşın dile geldiği şehir


Binlerce yıllık geçmişinden getirdiği kültürel birikim ve mimari mirasıyla görenleri büyüleyen bir şehir Mardin…




Mezopotamya Ovası


Dinlerin, mezheplerin, gelenek ve göreneklerin harman olduğu zengin bir tarih…

Üzerine kurulduğu tepeden aşağıya göz alabildiğine uzanan etkileyici güzellikte bir açık hava müzesi…

Taşa şekil veren usta ellerin ince ruhuyla zamanın durduğu izlenimini veren bir Güneydoğu şiiri Mardin…




Ulu Cami, Mezopotamya Ovası


Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Mardin’de bugün birçok han ve kervansaray, asırlardır var olan ve inşa edildikleri dönemin özelliklerini yansıtan, dini açıdan olduğu kadar, sanatsal yönden de değer taşıyan cami, türbe, kilise, manastır vb birçok eser yörenin kültürel zenginliğini artırmaktadır. 

Son yıllarda sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan Mardin, SİT alanı olarak belirlenmiş ve tarihi-kültürel yapısı ile UNESCO “Dünya Mirası Listesi”ne girmiş bir kenttir.



MARDİN MÜZESİ

Cumhuriyet meydanındaki Mardin Müzesi’nin binası, 1895 yılında Antakya Patriği tarafından, Meryemana Kilisesi’ne bağlı Süryani Katolik Patrikhanesi olarak inşa edilmiş. 1995 yılında müzeye dönüştürülen üç katlı binanın birinci katında; danışma bürosu, konferans, sergi ve dinlenme salonları, ikinci katında; etnografya salonu, kütüphane ve eser dolapları, üçünce katında ise; Gırvanaz Höyük kazısında çıkarılan eserler ve müzeye satın alınarak kazandırılan arkeolojik eserlerin sergilendiği salonlar bulunmaktadır.




Mardin Müzesi


Mardin Müzesi’nde en hoşumuza giden bölüm çocuklar için hazırlanmış atölyeler oldu, bu atölyeler içinde hazırlanmış minyatür kazı sahasında çocuklar arkeolojik kazı yapma deneyimi kazanıyorlar.


DARA ANTİK KENTİ

Mardin’in 30km güneydoğusunda bulunan Oğuz köyünde, tarihte Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara, imparator Anastasius’un girişimiyle 505 yılında, Doğu Roma İmparatorluğunun doğu sınırını Sasanilere karşı koruması amacıyla kurulmuştur.




Dara Antik Kenti


Kaya içine oyulan yapılardan oluşan ve geniş bir alana yayılan Dara antik kentinin çevresi 4km’lik bir surla korunuyordu. Kent içinde; kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su sarnıcı kalıntıları halen görülebilmektedir.

 

Kral Mezarı, Dara Antik Kenti


MARDİN KALESİ

Mardin diyince benim gözümün önüne gelen ilk görüntü, konik bir tepe üzerindeki müthiş kale kalıntıları oluyor. Bu kaleyi gezip görmeyi çok istemiştim ancak 2014 Nisan ayındaki seyahatimiz sırasında Mardin Kalesi restorasyon sebebiyle kapalıydı. Artık bir sonraki sefere…





Mardin Kalesi


Bugün sadece temelleri görülebilen kalenin 6 kapısı bulunuyormuş ve çok korunaklı bu kaleye “Kartal Yuvası” deniyormuş. Günümüzde kale askeri alan olarak kullanılıyor.


ULU CAMİ

Artuklu döneminin ilk mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan Mardin Ulu Cami, kayıtlara göre iki minareli olarak inşa edilmiştir. Bugün mevcut olan tek minaresinin kare kaidesindeki yazıt, caminin yapım tarihini 1176 olarak vermektedir. 


 

Ulu Cami


ZİNCİRİYE MEDRESESİ

Son Artuklu sultanı Melik Necmeddin İsa tarafından 1385 yılında yaptırılmış olup iki katlıdır. Cami ve Türbe kısmı külliye şeklindedir.




Zinciriye Medresesi


Mardin Kalesi’nin hemen altında bulunan medrese, Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre burada hapsedildiğinden, “Sultan İsa Medresesi” oalrak da anılır. Buradan Mardin’i izlemek de çok keyiflidir.


DEYRULZAFARAN MANASTIRI

M.S. 493 yılında eski bir tapınak üzerine inşa edilen Manastır, Süryani cemaatinin önemli dini merkezlerinden biridir. 630 yıl boyunca Dünya Ortodoks Süryanilerinin merkezi konumunda olan manastır, hala etkin bir şekilde ziyaret almakta ve bir ibadet mekanı olarak hizmet vermektedir.




Mardin’in 3km doğusunda bulunan Deyrulzafaran Manastırı, yukarı Mezopotamya’ya bakan yamaçlarda kurulmuş tarihi yapıtlardan ve en tanınmış olanlardan biridir. Süryani Kadim Cemaati’nin dini merkezi oalrak bugün de büyük önem ve anlam taşıyan manastırın içinde tarihi bir incil ve kutsal taş mevcut ve ilk tıp fakültesinin burada kurulduğu söylenmektedir.


KIZ MESLEK LİSESİ

Rüştiye Mektebi olarak 1898 yılında yapılmış, sonradan lise olarak kullanılmış. Görkemli kapısı ile ziyaretçi çekiyor.




MİDYAT

Mardin gibi bir müze kent olan Midyat, Mardin’den yaklaşık 1,5 saat uzaklıkta yer alır. Mardin’e benzer evlerin, taş konakların, kemerli geçitlerin, minare gibi yükselen çan kuleleriyle Süryani kiliselerinin bulunduğu Midyat, bir Ortaçağ kentini andırıyor…




Midyat
Midyat Sokakları


Midyat Konukevi, Midyat’ta gezilecek belli başlı yerlerden. Teknik olarak bir konukevi değil ancak mimari açıdan klasik Midyat evlerini temsil ettiğinden yoğun ziyaretçi çekiyor. Terasından Midyat manzarısını izlemek keyifli.


Midyat Konukevi


DEYRÜLUMUR / MOR GABRİEL MANASTIRI

Midyat ilçesinin 18km doğusunda bulunmaktadır. Süryani Kadim Cemaati’nin ünlü ve büyük yapıtlarından olan manastır, yüksekçe bir tepeye yapılmıştır.

  


Mor Gabriel Manastırı


Manastırın kapısına geldiğimizde bizi bir görevli karşılıyor, diğer ziyaretçiler ile beraber bizi 10 kişilik bir grup halinde manastırı gezmeye başlıyoruz. İlk etapta bu biraz ilginç gelmişti ama gezdikçe ne kadar doğru bir uygulama olduğuna karar veriyoruz. Süryani cemaati, manastır ve genel olarak cemaat hakkında detaylı bilgiler alıyoruz.


Mor Gabriel Manastırı

Zamanında tüm Süryani cemaati için çok büyük bir ibadet ve eğitim yeri olan bu manastır, Türkiye’de azınlıklara dini eğitimin serbest olmamasından dolayı şu an resmi olarak öğrenci kabul edemiyor. 


MARDİN ÇARŞISI

Ulu Cami’nin kuzeyinde, Mardin’in kapalı çarşılarından olan bedesten bugün de büyük oranda kullanılıyor. Mardin’in baharat kokulu çarşılarında neler yok ki; baharatlar, sabunlar, kumaşlar, puşi, kuyumcular…

Mardin diyince akla gelen ilk şeylerden biri de Telkari sanatıdır. Çeşit çeşit takılar satın alabilirsiniz ancak ben özellikle Süryani kahvesi ve mavi renkli badem şekerlerinden almanızı öneririm….


YÖRE MUTFAĞI

Mardin’in kendine özgü yemekleri, yörede yetişen bitkilerin yardımı ve yaşam tarzının belirleyiciliğiyle geleneksel bir boyut kazanmış. Yöreye has baharatlar kullanılarak lezzeti arttırılan geleneksel yemekler arasında; ikbebet (içli köfte), ırok, semburek, kitel raha, etli dolma, kibe (işkembe dolması), kuzu çevirme, lebeniye, zerde ve kaburga dolması bulunuyor.

Nerde yemek yiyelim derseniz size ısrarla Cercis Murat Konağı’nı öneririm ancak en az 1 hafta önceden rezervasyon yaptırmanız gerekebilir. Özellikle cumartesi akşamları turistlere özel bir programları bulunuyor, gününüzü denk getirebilirseniz çok eğleneceğinizi garanti edebilirim 🙂







Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir