Barcelona … A perfect honeymoon

Evlilik hazırlıkları, ev yerleştirme, eksikleri giderme, herşeyi zamanında yetiştirme telaşı … 
Her evli çiftin evlenmeden önceki son birkaç ayı bu koşuşturma içinde gider, bizim de önümüzde sadece 1 ayımız kalmıştı ve hala balayına nereye gideceğimiz belli değildi… Küba ikimizin de hayaliydi ancak maliyeti evlilik öncesinde üstlenemeyeceğimiz boyuttaydı. Tam o sırada bir mail aldım THY’den, Avrupa’da belli destinasyonlar gidiş-dönüş 99 EUR. Tabi dururmuyuz, hemen Sadık ile beraber rotamızı Barselona’ya çevirdik …


Sanırım çok doğru bir seçim yapmışız; 7 gün 24 saat durmayan hayat akışı, insanların özgürlüğü, genç nüfus, nefis tapaslar, harika paella, hepsi burada … daha ne olsun ki 🙂

Barselona’da konakladığımız yer Sansi Diputacio isminde bir otel. Booking.com anlık kampanyalarından yakaladığımız bir otel. Normalde vermemiz gereken fiyatın 1/4 kadarına konakladık diyebilirim. Yani THY ve booking.com elele verip bize en uygun balayını organize ettiler 🙂 Gidecek olanlara oteli kesinlikle tavsiye ederim. Catalunya meydanı ve La Ramblas’a yürüme mesafesinde. Barselona’da görmeniz gereken heryere ulaşmanız için tam merkezi nokta.


Kentin kalbi La Ramblas


Hotelimizin konumu dolayısıyla Barselona’yı çok rahatgezdiğimizi söyleyebilirim. 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde oaln La Ramblas şehrin merkezi. Barselona denince akla ilk bu cadde geliyor; bir ucu Catalunya meydanına diğer ucu Colomb anıtına çıkıyor. Yaklaşık 2-3 km uzunluğunda. catalunya meydanından Colomb anıtına doğru yürüdükçe sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları, mağazalar, restoranlar göreceksiniz. Bu istikamette anıta doğru yürüyünce aynı zamanda denize de ulaşmış oluyorsunuz.

 


Caddenin ortası yayalara, bu bölümün iki yanı ise araçlara ayrılmış. Yayalara ayrılmış gölüm günün her saati çok kalabalık; caddenin heryerinde çiçekçiler, sokak sanatçıları ve müzisyenler var. Ara sokaklarda ise daha çok barlar ve restoranlar bulunuyor.


La Boqueria


La Ramblas caddesinden denize doğru yürürken sağda La Boqueria adındaki pazarı göreceksiniz. Bizim Çiçek Pasajı ayarında ama daha büyük. İçerisinde çeşit çeşit meyvaların satıldığı tezgahlar olduğu gibi karnınızı hızlı ve ucuz olarak doyurabileceğiniz tapasçılar da mevcut. Malesef kocamın midesi çok hassas içeri girmedi ama ben girip minik lezzetler tatmadım değil 🙂 Gidecek olanlara mutlaka uğramalarını öneririm…


Christophe Colomb Anıtı


La Ramblas caddesinden aşağıya doğru yürüyünce Akdeniz’in kıyısına varmış oluyorsunuz. Burada size marina ve Colomb heykeli karşılıyor.


60 metre yüksekliğindeki bu heykel, Colomb’un Amerika’dan dönüşünde yanındaki Karayipliler ile beraber karaya ilk ayak bastığı yere dikilmiş. Anıt üzerindeki heykelinde parmağı Amerika’yı gösteriyor. Heykelin etrafında bolca boğa figürleri var. Her turist gibi biz de üstüne çıkıp poz vermeyi ihmal etmiyoruz 🙂


Colomb heykelinin karşı tarafında marina (Port Vell) boyunca sıralanmış kafe ve restoranlar var. Biz kiraladığımız bisikletler ile tüm sahil boyunca güzel bir tur atıyoruz …

Park Guell


Barselona’nın en güzel parkı bir Gaudi şahaseri olan Park Guell. Ünlü mimarın tarzını bir kere gören diğer eserlerini gördüğünde kesinlikle mimarını tahmin edebilir, çünkü çok sıradışı.



O dönemin kraliçesi yurtdışından seramik siparişi veriyor ancak tamamı yolda kırılıyor. Satan firma ise bunları geri almayı kabul etmiyor. Gaudi bu kırık seramikalrin tamamını bu parkta kullanıyor. Bu farklı tarzı Gaudi’nin diğer eserlerinde de görmek mümkün.


Park Güell’in üzerinde bulunan toprak meydan da kalabalık ve eğlence eksik olmuyor. Sokak gösterileri ile park eğlenceli bir hal almış. Koşturan elemanlar görürseniz korkmayın parkın etrafında ki seyyar satıcıları polis kovalıyordur. Onun dışında gerçekten muazzam ve farklı bir atmosfere sahip olan Park Güell şehrin karmaşasından uzaklaşıp Barselona’yı seyretmenin hazzını yaşatacaktır.


Sagra de Familia


Barselona’nın simgesi olan Sagra de Familia, Gaudi’nin yapımına başladığı ancak ölümünden sonra bile hala daha yapımı tamamlanamamış büyük bir eser. Bitmeyen kilise olarak da adlandırılıyor.


Gaudi buraya hayatının 43 yılını adamış. İnşaat sırasında bir gün eserin önünde kendine çarpan bir tranvayın altında kalarak ölüyor. Mezarı kilisenin avlusunda.

Malesef çoook uzun bir kuyruk bizi bekliyor ve bu yüzden içeri giremiyor. Giriş ücreti 10 EUR. Ancak eser dışarıdan bile muhteşem. Ayrıca şehrin tepelerine çıktığınızda bu eser muhteşem bir şekilde görünüyor.

1882 yılında halkın yardımlarıyla yapımına başlanan mimarinin bitmemesinin nedeni hala sembolik olarak halkın yardımlarıyla yapımına devam edilmesi ve Gaudi’nin karmaşık mimari tarzının çözülmesinin güçlüğüdür.Ayrıca binanın çizimlerinin ve ilk yapım yöntemlerinin de 19.yüzyıldan kalması nedeniyle günümüz teknolojisine uyarlanması da bir başka zorluktur.


Picasso Müzesi


Barselona diyince akla gelen isimlerden biri de Picasso. Ünlü ressamın eserleri Bari Gotic mahallesinde bulunan Montcada caddesi üzerindeki müzede sergileniyor. 


Uzunca bir sıraya giriyoruz ve nihayet içerideyiz. Müze giriş ücreti 2012 yılında 14 EUR ama sitesinden güncel giriş ücretlerini kontrol edebilirsiniz.


Müze içerisinde kesinlikle fotoğraf çekimi yasak. Biz birkaç kaçak çekim yaptık ama güvenlik görevlileri fark edip 2 kere bizi uyardılar. Üçüncüsünde sanırım bizi atacaklardı 🙂

Müze’de ayrıca orjinal eserlerin kopyaları da satılıyor. Oradan aldığımız resimler şu an evimizi süslüyor. Eviniz de Picasso resimeleri isterseniz kaçırmayın derim…

Nou Camp


Catalunya meydanındaki metro girişinin önündeki haritaya uzun uzun bakıyoruz ve Nou Camp’a nasıl gidebileceğimizi bulmaya çalışıyoruz. İşin içinden çıkamayınca orda bekleyen öğrencilerden yardım alarak binmemiz gereken hattı ve ineceğimiz durağı öğreniyoruz. Ancak indikten sonra da bir miktar yürümeniz gerekecek, yolu bulma konusunda etraftan yardım almanızı öneririm.


Nou Camp futbol stadı, 100.000 seyirci kapasitesi ile Avrupa’nın en büyük stadyumudur. Tüm dünyada Nou Camp olarak bilinsede resmi adı FC Barcelona Stadı’dır. Stad aynı zamanda bir futbol müzesi, bunun yanı sıra soyunma odalarını, basın tribünü, yedek klubesi, soyunma odalarını falanda gezebiliyorsunuz.

Müzeye ve stada giriş ücreti 25 €. Ziyaretçilerin girip gezebileceği yerler işaret ve işaretçiler ilebelirlenmiş. Bu tur içerisinde basın toplantısı odasında bizim gibi kupa ile poz verebilirsiniz.


Montjuic Tepesi


Barselona’yı panoromik izleyebileceğiniz ve liman bölgesinden teleferik ile de ulaşabileceğiniz müthiş bir park. Şehrin hem içinde bir o kadar da uzağındasınız. Buradan Sagrada Familia, liman bölgesi ve bütün şehir görülebiliyor. Barselona’nın güzel resimlerini çekebileceğiniz bir noktası.  Teleferik ile gidiş dönüş 9 €.

Bu tepede ayrıca Barselona Kalesi (Castell de Montjuic) de bulunuyor. İçeri giriş ücreti yok, serbestçe dolaşabilirsiniz.


MNAC / Museu Nacional d’Art de Catalunya


Barselona’ya gittiğimiz ilk gün yaptığımız keşif yürüyüşü bizi MNAC adındaki bu muhteşem yapının önüne götürmüştü. Bu güzel bahçeden yürüüyüp merdivenlerden yukarı çıktığımızda buranın bir müze olduğunu öğrendik ama günlerden pazartesiydi. Avrupa’nın heryerinde olduğu gibi Barselona’da da müzeler pazartesi günü kapalı. İçeri giremiyoruz ama herkesin yaptığı gibi merdivenlere oturup şehrin manzarasını seyrediyoruz …


Arenas de Barcelona


MNAC ile Plaçe de Espana (İspanyol Meynanı) tepeden izlememizi sağlayacak bir yapı görüyoruz. İsmi Arenas de Bercelona, şu an bir alışveriş merkesi ancak 18. yüzyıl sonlarında yapıldığında bir arenaymış. Çok büyük bir terasa sahip, alışveriş merkezi önündeki asansör ile 2 EUR karşılığında terasa çıkıp manzarayı izleyebiliyorsunuz.


Barselona’da ulaşım


Barselona’yı gezmenin en iyi yolu yürümek ancak yürümekten yorulurum diyenler için müjde; şehirde toplu taşıma müthiş. Her yöne giden otobüsler, turistik otobüsler, müthiş bir metro ağı sizi bekliyor. Metro kullanacaklar için 10’luk kartlar almalarını tavsiye ederim, daha ekonomik oluyorlar. Ayrıca bizim tercih ettiğimiz gibi bisiklet de kiralayabilirsiniz. Bisiklet yolları süper …

Barselona’da ne yenir?


Barselona diyince akla gelen ilk yemek sanırım Paella, bir tür pilav. Birçok çeşidi var ama en popüler olanı deniz mahsullü olanı sanıyorum. Neredeyse her yerde bulup yemeniz mümkün. Özel bir tavada pişiyor ve tek başına bitirmeniz biraz zor.

Tapas, temelde bir bar yemeği. Barselona’daki bar tarzı yerlerde içeceğiniz içkinin yanına minik taslarda atıştırmalık mezeler geliyor. Biraz lüks bir yere giderseniz içkinizin yanında bunlar ücretsiz olarak gelecektir ancak özellikle tapas yemek için gidebileceğiniz yerler de mevcut. 3 tapas 5 EUR gibi tabelalar görürsünüz restoranların önünde, bazı yerlerde de tapas 1 EUR … Kızarmış biber, minik köfteler, papates püresi vb çeşitleri mevcut.

Sagria, İspanyolların milli içkisi sayılabilir. şarap ve meyveler ile hazırlanan ve yaz aylarında tüketilen bir tür kokteyl. Hazır olarak marketlerde de satılıyor ancak restoranlarda dev sürahiler içinde servis ediliyor. Tadı çok güzel, eğer Barselona’ya giderseniz hem tüketmenizi hem de hediyelik olaraka lmanızı öneririm.


YAPMADAN GELMEYİN

  • Paella yemeden, Sagria içmeden gelmeyin
  • Park Güell ve Sagra de Familia görmeden gelmeyin
  • Bisiklet kiralamadan gezmeyin
  • Apple Store mutlaka gezin, en azından free wifi faydalanırsınız 🙂
  • La Ramblas ara sokaklarındaki tarihi evleri gezmeden gelmeyin














Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir