Şanlıurfa

Kültür ve medeniyetin Dünya’ya yayıldığı bölge olarak bilinen ve arkeoloji literatüründe “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan topraklar üzerinde 13.500 yıldan beri iskân edilen Şanlıurfa, dünyanın en eski şehridir. Ayrıca, 11.500 yıl öncesine ait dünyanın en eski tapınaklarının yer aldığı, ilk yerleşimin ve ilk tarımın yapıldığı “Uygarlıklar Şehri”dir. Çok tanrılı Pagan ve Sabii inançlarına ait mabetlerin bulunduğu, İbrahim Peygamber’in doğduğu, Musa Peygamber, Şuayb Peygamber, Yakup Peygamber, Eyyüp Peygamber ve Elyesa’ Peygamber’in yaşadığı, İsa Peygamber’in kutsadığı, “Peygamberler Şehri” dir. 


Bir alıntıyla başlamak istiyorum : Arkeolojik bulgulara göre Urfa, dünyanın en eski kenti, insanlık tarihinin başlangıcı, tüm insanlığın ortak ata yurdudur. Urfa, taşı toprağı tarihle yoğrulan ve tarihin her döneminde mutlaka izi bulunan; il genelinde ortaya çıkan her arkeolojik bulguda tarihin yeniden yazılmasına vesile olup tarihe kaynaklık eden şehirdir. Bu özelliğinden dolayı, Urfa’yı tarihte değil, tarihi Urfa’da aramak gerekir…




Birecik’te verdiğimiz kahvaltı molası sonrası yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda Urfa merkeze varıyoruz. İlk izlenimim çok hareketli bir şehir olduğu yönünde, sokaklar kalabalık, dükkanlar kalabalık, heryer kalabalık …. Arabayı merkezde park edip yürüyerek ilk durağımız olan Balıklı Göl ve çevresine doğru yol alıyoruz….


HALİL-ÜR RAHMAN GÖLÜ (BALIKLI GÖL)
 
 


Balıklı Göl

 
Şehirdeki tarihi ve kutsal mekânların yanında bulunan Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği 3-5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir ve yenilmesi yasaktır.
 

İslami kaynaklara, Hz. İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur. Bu mucizenin gerçekleştiği mekânın Balıklıgöl ve çevresi olduğuna inanılır.  Bizim gibi gelen turistler göl çevresinde resmi görevlilerce satılan yemleri balıklara atarak kendilerinin devasa şekilde büyümelerini sağlamışlar. Balıklar resmen ağızları açık şekilde dikine yüzüyorlar.


Balıklı Göl

 
RIZVANİYE CAMİİ 

Halil-ür Rahman Gölü(Balıklıgöl)’nün kuzey kenarında bulunan cami, 1717(Hicri.1129) yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Plan olarak mihraba paralel dikdörtgen yapılı olan cami, üç kubbeli olarak inşa edilmiştir. Caminin doğusunda tek şerefeli bir minare yer alır. Harim giriş kapısı iki renkli malzeme kullanılarak yapılmıştır. Böylece kapıya ayrı bir güzellik kazandırılmıştır. Harim kısmı(ana ibadet mekânı) her yönden açılan pencereleri ile oldukça aydınlıktır. 



Rızvaniye Camii



Balıklı Göle’e kadar gelip bu gölün kıyısında Urfa’nın yerel kıyafetlerini giyip poz vermezsek olmaz tabi 🙂





AYNZELİHA GÖLÜ

Halil-ür Rahman Gölü’nün hemen güneyinde, Urfa Kalesinin önünde yer almakta olup, 150m2 alanı bulunan bir göldür. Bu göldeki balıklar da mekânın kutsal olduğuna inançla yenmez. Rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, Nemrut’un kızı Zeliha da Hz. İbrahim’i çok sevdiğinden ateşe atılmasına dayanamaz, o da kendisini ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde bir göl oluşur. Bu göle de Aynzeliha (Zeliha Gölü veya Pınarı) adı verilir.

Aynzeliha Gölü kıyısında bir satıcı bize zorla bağlamak suretiyle yöreye özgü puşi denilen bezleri satıyor … 

 



ŞANLIURFA KALESİ


Urfa Kalesi’nin M.Ö. 9500 yıllarına ait neolitik bir yerleşim höyüğü üzerine kurulduğu tahmin edilmektedir. Kalenin yanı başında çıkarılan ve Şanlıurfa Müzesinde sergilenen 11.500 yılık Balıklıgöl Heykeli kale dâhil Balıklıgöl havzasının tarihini bilimsel olarak vermektedir. Urfa Kalesi’nin, üç tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrilidir, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. 
 

 


Urfa Kalesinden Şanlıurfa manzarası




TARİHİ URFA SOKAKLARI

Şanlıurfa’nın tarihi mimari dokusunun önemli bir kısmını sokaklar ve evler oluşturmaktadır. Yüzlerce güzel ev ve sokaktan oluşan bu dokunun önemli bir kısmının bozulmadan günümüze ulaşmış olması turizm açısından büyük bir kazançtır. Dar sokakları, tarihi dokusunu kaybetmemiş 2 katlı kerpiç evler, sokaklarda koşturan çocuklar … Urfa’yı gerçekten çok beğendim …

 



URFA’DA NE YENİR?

Aslında bu sorunun en güzel cevabı tek kelimeyle: “herşey” çünkü A’dan Zye herşeyiyle tam bir lezzet durağı burası. Ancak bizim zamanımız kısıtlı ve elimizde denenmesi gereken yemekler listesi var 🙂

Severek takip ettiği mizbir program var:  “Vedat Milör ile Tadı Damağımda” bu geziye çıkmadan önce rotalarımızı belirlerken yemek yiyeceğimiz yerleri baz aldık. Cevahir Konuk Evi de bu rotaların başında geliyordu (Büyükyol Selahhaddin Eyyübi Camii karşısında Küçük Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu Konağı)

23 Ekim 2005 tarihi itibariyle de Cevahir Konuk Evi olarak hizmete girmiştir. Oldukça büyük bir konak içerisinde geniş bir avlusu ve birkaç özel odası olan bir otel ve restaurant burası. Havanın çok sıcak olmasından dolayı iç avludaki serin bir masaya kuruluyoruz. Hepimiz çok acıktık ve yiyeceğimiz şeyleri düşünerek acele ediyoruz. Yemek seçimini erkeklere bıraktık ve masa resmen donatıldı …  Fındık lahmacun, semsek, ağzı yumuk, içli köfte … bunlarla başlıyoruz. Ana yemek olarak ise ortaya 4 kişilik büyük karışık bir kebap söylüyoruz,  tam bir lezzet şöleniydi, özellikle patlıcan kebabı muhteşemdi. Yemek sonrası her ne kadar midemizde yer kalmasa da tatlı seçimi yapmaktan kendimizi alamıyoruz, seçimimiz Urfa’ya özgü bir tatlı olan “Şıllık” …



Cevahir Konuk Evi yemekleri leziz, hizmeti kaliteli ve ortamı güzel olan bir mekan. Fiyatlar da çok can yakıcı sayılmaz, tüm bu yediğimiz şeyler için gelen hesap yanlış hatırlamıyorsam 120 TL’idi. Yani 4 kişi için gayet uygun diyebiliriz (2011)

 
 
Urfa çarşısı tam bir renk cümbüşü, her sokakta en az 15-20 ciğerci dükkanı var, ciğer buranın ana yemeği diyebiliriz. Özellikle Urfa’da abah kahvaltısı için tek geçilebiliecek kadar da güzel bir lezzet.

Vedat Milör ustamızın izinden ayrılmayıp sabah kahvaltısı için Sabah 7 olmadan Ciğerci Aziz Usta’nın dükkanında alıyoruz soluğu. Bana acısız Sadık’a ise bol acılı porsiyonlar geliyor, afiyetle hğpletiyoruz 🙂




ALIŞVERİŞ

Bakırcı dükkanları, baharatçılar vs. Başta da dediğim gibi heryer çok hareketli. Ben Urfa’yı çok sevdim ve tekrar gelmeyi çok isterim. Size ufak bir öneri, eğer Antep – Urfa aynı zamanda gezecekseniz bakır ve baharat alışverişlerinizi Urfa’dan yapın, fiyat olarak arada çok fark var benim gibi pişman olmayın.

Şanlıurfa Çarşısı


Son olarak da sizinle bir harita paylaşacağım, bu harita Urfa gezisi sırasında bize oldukça yardımcı oldu, sizlerde de bulunsun …








Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir