Amasra

Safranbolu tarafına geziye gidenler için mutlaka görülmesi gereken bir uğrak noktası olarak Amasra’yı öneriyorum. Biz Safranbolu gezimizi bitirip yaklaşık 2 saatlik yolculuk sonunda Amasra‘ya varıyoruz.

Amasra ile ilgili olarak en bilindik hikaye Fatih Sultan Mehmet ile ilgili olandır. Amasra 13. yüzyılda Cenevizli tüccarların elindedir ve burayı fethetmeye gelen Fatih Sultan Mehmet, şehre tepeden bakar ve yanındaki Lala’sına; “Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola?” der. “Çeşm-i Cihan” dünyanın gözü demektir, Sultan şehrin güzelliğinden çok etkilenmiştir ve burayı savaşarak ele geçirmek istemez. Cenevizli kumandana bir ulak göndererek şehrin anahtarını ister. Efsaneye göre de kumandan şehri sultana teslim ederek Amasra’dan ayrılır. O zamandan beri de Amasra Türk toprağı olarak kalmaya devam eder …



Çeşm-i Cihan manzarası


“Bakacak” tepesinden şehir manzarasını izledikten sonra aşağıya inip sahilde rehberimizin anlatımıyla Amasra ile ilgili bilgileri alıyoruz. Amasra bütün tarih boyunca hep bir liman kenti olarak bilinmiş. Amasralılar, uzaktan gelen ve uzaklara giden insanlarla alışverişi olan, onlardan öğrenen ve misavirperver olarak yaşamışlar.

Amasra ile ilgili olarak en popüler olay ise Barış Akarsu, rehberimiz tam kendisinin buralı olduğundan ve vefatından sonra buraya defnedildiğinden bahsederken karşımıza babası çıkıyor. Biraz duygusal anlar yaşıyoruz grup olarak çünkü babası çok üzgündü … Amasra sahilinde Barış Akarsu’nun kullandığı motorları camekan içinde sergileniyor, ayrıca bir de heykeli var.

 
 
DİREKLİ KAYA

Küçük limanın doğusunda bulunan Direkli Kaya, koyun içindeki kaya üzerine örme sütunlarla yapılmış 7 metre yüksekliğindeki yapıdır. Bu kayada, denize bağlantılı kare biçiminde bir havuz, kayaya oyulmuş basamaklar ve mermerden bir iskele görülüyor. 
 
 
KEMERE KÖPRÜSÜ

Amasra’daki ana kara ile Boztepe adasını birbirine bağlayan köprüdür. Eski zamanlarda köprünün altı çakıl taşları ile kaplıymış ancak daha sonradan köprünün altından deniz akımı sağlanmıştır. Köprü Roma döneminde yapılmış ancak günümüzde restore edilmiştir.


 

AMASRA KALESİ

Bizans dönemine ait olan kale, 2 ana bölümden oluşuyor. Kemere köprüsü ile birbirine bağlanan Zindan Kalesi‘nin kara surlarının uzunluğu 600 metredir. Boztepe adasındaki Sormagir Kalesi‘nin kuzey ve güney surları ise 300 metredir. Kalenin 3 kapısı vardır: Büyükliman Kapısı, Küçükliman Kapısı ve Zindan Kapısı …

 

 
AMASRA MÜZESİ

Amasra Müzesi Küçük Limanın hemen yanında şehrin girişindedir.  İki adet Arkeolojik 2 adet de Etnografik olmak üzere toplam 4 tehşir salonu bulunuyor. Müzeyi gezmek için Müze Kart sahibi olmanız yeterli. 

Amasra Müzesi

1. ve 2. Arkeolojik eserler salonlarında, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer heykeller, gözyaşı şişeleri, sikkeler gibi küçük eserler sergilenmektedir. 

 
 
Etnografya salonlarında ise, Osmanlı dönemine ait bakır mutfak eşyaları, mühürler, yüzükler ve dönemsel kıyafetler sergilenmektedir.

 

Müzenin bahçesinde ise çeşitli zamanlara ait mermer sütun ve heykeller sergileniyor ancak bu eserlerin iyi korunduğuna dair şüpheler var kafamızda, zira bütün eserlerin üstü açık ve çimlerin üzerinde …
 

Amasra’dan ayrılmadan önce Çekiciler çarşısını geziyoruz ancak bu çarşıda Amasra’ya özgü hediyelik eşya bulmak çok zor. Daha çok Çin’den ithal edilmiş kalitesiz ufak tefek eşyalar var bütün tezgahlarda.  Bu sebeple alışveriş yapmamayı tercih ediyoruz. 
Büyük Limanda sahil boyunca sıralanmış irili ufaklı bir sürü balıkçı teknesi var, ayrıca tüm sahil boyunca balık restoranları sıralanıyor. Amasra’nın salatası çok ünlüymüş hatta restoranlar salatadaki çeşit sayısını artırmak için yarışırlarmış. Ben balık sevmediğim için Amasra’da yemek işini geçiştiriyoruz. Ama balık seviyorsanız burada alternatifiniz çok.
Amasra turumuzu Bakacak tepesinden Amasra’ya son bir bakış atarak sonlandırıyoruz….

Bakacak tepesi



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir